Kartal’ın Viaport Marina’sına bakan penceresinden şehri izlerken kendimi biraz daha özgür hissediyorum. E-5’in hafif uğultusu uzak bir melodi gibi, Marmaray ise beni Yakacık’tan Soğanlık’a, oradan Cevizli’ye taşıyıp yeniden aynı yatak örtüsüne getiriyor. Bu semtte geçirdiğim her akşam, bir sonraki buluşmayı daha da arzulamama neden oluyor.
Rus aksanımın her kelimesinde küçük bir davet gizli; dudaklarımdan dökülen her hece, tenimin sıcaklığını hissetmeni istiyor. Boynumu hafifçe eğip, uzun saçlarımı omzumdan kaydırdığımda anlıyorsun ki bu gece acele etmeyeceğiz. Parmak uçlarım göğsünde dolaşırken, kalp atışlarının hızlanmasını bekleyeceğim. Senin ellerin belimdeyken, Marmaray’ın son sefer saatine kadar zamanı esnetebiliriz.
Çarşafların arasında, Viaport Marina’nın ışıklarını izleyerek, her nefeste birbirimize biraz daha yaklaşacağız. Bedensel ritmimiz, dışarıdaki trafiğin çok ötesinde bir melodi tutturacak. Bu Kartal gecesinde, seninle birlikte akıp gitmek için …
